OTOİMMÜN HASTALIKLAR & STRES
Otoimmün Hastalıklar Nedir ?
Otoimmün hastalıklar , normalde vücudumuzu hastalıklara karşı koruyan bağışıklık (immün ) sistemimizin kendi organ ve sistemlerimize saldırması sonucu ortaya çıkan hastalıklardır.
En sık görülen otoimmün hastalıklar nelerdir ?
- İrritabl bağırsak sendromu,
- Hashimato tiroditi,
- Multiple skleroz,
- Crohn hastalığı,
- Sistemik lupus eritematozus.
- Sedef hastalığı,
- Romatoid artrit,
- Ankilozan spondilit,
- İnsülin bağımlı diyabet,
- Sistemik lupus eritematozus,
- Otoimmün hemolitik anemi,
- Otoimmün trombositopenik purpura,
- Myastenia gravis,
- Sjögren sendromu,
- İdiyopatik myokardit,
- İdiyopatik pulmoner skleroz,
Otoimmün hastalıkların sebepleri nelerdir ?
Günümüzde uygulanan klasik tıp, bu hastalıkların ortaya çıkma sebeplerini henüz tam olarak belirleyemese de, genetik, hormonal, immünolojik ve çevresel faktörlerin birlikte etkili olabileceğini düşünmektedir.
Bu hastalıkların ortaya çıkma sebepleri arasında en fazla söylenen genetik geçişe dair henüz çok somut bir veri yoktur. Çevresel faktörler olarak da , kişilerin beslenme alışkanlıkları, geçirdiği viral enfeksiyonlar, seks hormonları ve stresin de etkili olabileceği söylenmektedir.
Stres Nedir ?
Stres, organizmanın bedensel ve ruhsal sınırlarının tehdit edilmesi ve zorlanması durumunda, bedenimizdeki nörolojik, endokrin ve immün sistemlerle ilgili organlarda meydana gelen bir dizi fizyolojik olaydır.
“Stres asabi bir gerginlik değildir” diye açıklıyor Hans Selye. Asabi gerginlik bir stres öğesi olmakla birlikte, gerginlik hissetmeden de stresli olunabilir. Vücudumuza olacak fiziksel, biyolojik, kimyasal veya psikolojik herhangi bir saldırı veya tehdit algısı da stres yanıtına neden olabilir.
Buradaki en önemli nokta; tehdidin, organizmanın yaşamını ve işlevini sürdürebileceği, nisbeten dar bir yelpazedeki savunma mekanizmalarının sınırlarını aşması ve sonuçta fizyolojik dengenin bozulmasıdır.
Yaşamsal olarak hayati öneme sahip fizyolojik bir mekanizma olan stresin bir hastalık sebebi olduğunu öne sürmek paradoksal gelebilir. Görünürdeki bu çelişkiyi çözmek için “akut stres” ile “kronik stresin” arasında bir ayırım yapmamız gereklidir.
Akut stres, vücudun tehdide karşı verdiği ani, kısa süreli yanıttır. Kronik stres ise, kişi ya tanımadığından ya da kontrol edemediğinden, kaçmasının mümkün olmadığı stres kaynaklarına maruz kaldığında, stres mekanizmalarının daha uzun süreler boyunca harekete geçirilmesidir.
Savaş ya da Kaç Etkisi Nedir ?
İlkel çağlarda insanların gösterdiği “savaş ya da kaç “ tepkisi, genellikle yırtıcı hayvanlardan ve diğer tehlikelerden kaçmak için ortaya çıkıyordu. Tehlike ortadan kalktığında vücutta oluşan değişiklikler kısa sürede normale dönmekteydi. Ancak, günümüzde varlığımıza yönelik bu tip ölümcül tehditlerle karşı karşıya olmadığımızdan, uygar dünyada “savaş ya da kaç” tepkisi hayal tehdit eden gerçek bir tehlike olmadan harekete geçirilmekte ve daha uzun sürmektedir.
Bu durumda vücuttaki fizyolojik stres mekanizmaları uygunsuz şekilde harekete geçirilmekte ve daha uzun sürmekte, sonuçta hastalıklara yol açmaktadır. Şehirli yaşam, iş hayatı, ekonomik sorunlar, çevresel faktörler, trafik, gürültü gibi stres kaynakları, farkında olmadan devamlı olarak “savaş ya da kaç” tepkisinin oluşmasına ve yavaş yavaş bedenimizin tükenmesine neden oluyor.
Stres Otoimmün Hastalıklara Nasıl Sebep Olur ?
İlk olarak otonom sinir sistemimizin sempatik parçası aşırı çalışmaya başlar. Daha sonra bununla bağlantılı olarak endokrin sistemimizde bazı değişiklikler olur. Sempatik sinir sisteminin ve Hipotalamus, hipofiz ve böbrek üstü bezlerinden oluşan ve kısaca PA aksı olarak bilinen hormonal sistemin aşırı çalışması böbrek üstü bezlerimizden adrenalin, noradrenalin ve kortizol hormonlarının salgılanmasına neden olur.
Bu hormonlarla bağlantılı olarak immün sistem de etkilenmeye başlar. Bizi hastalıklardan korumaya yönelik çalışan immün sistemimiz artık kendi organlarına saldırmaya başlar. Sonuçta vücudumuzun değişik organlarında bir enflamasyon oluşur. Böylece immün sistemin saldırdığı organa göre farklı otoimmün hastalıklar ortaya çıkar.
Otoimmün Hastalıkların Tamamen İyileşmesi İçin Ne Yapmalı ?
Regresyon Terapisi Nedir?Gerçek iyileşme için öncelikle, geçmişte yaşanan travmanın zihnimizde bıraktığı duyguların hissedilmeye başlanması ve buna neden olan olaylarla yüzleşilmesi gerekiyor. Çoğu insan hayatını derinden etkileyen olaylara ait duygularını görmezden gelip, bir şekilde bastırmaya devam etmeyi tercih ediyor.
Ancak bu duyguların bastırılmış olması zihnimizde olmadığı anlamına gelmiyor. Günümüzde, geçmişte yaşadığımız olayları hatırlatan her şey, aynı duyguları yeniden, yeniden, yoğun bir şekilde yaşamımıza neden olur. İşte bu anlarda bedenimiz o olayları sanki bugün yaşıyormuşuz gibi stres hormonlarını salgılamaya devam eder. Böylece stres hormonları salgılanması ile başlayan kısır döngü başta otoimmün rahatsızlıklar olmak üzere pek çok hastalığın oluşmasına neden olur.
Gerçek iyileşme için öncelikle şu an yaşadığımız anın farkında olmamız, daha sonra bizi farkında olmadan strese sokan geçmişte yaşadığımız olaylarla yüzleşmemiz ve o dönemde hissedip bastırmak zorunda kaldığımız duyguları boşaltmamız gerekiyor.
Şu an yaşadığımız anın farkındalığını arttırmak için, bilinçli farkındalık ve meditasyon teknikleri, geçmişte yaşadığımız olumsuz olaylarla yüzleşmek ve duyguları serbest bırakmak için de regresyon terapisi ve bir tür duygusal özgürleşme tekniği olan İngilizce emotional freedom tekniğinin kısaltması olan EFT yapılması gerekiyor.
Günümüze ait sebeplere bağlı stresle başa çıkabilmek daha kolaydır. Bunun için, açık havada yapılan spor veya doğa yürüyüşleri, akupunktur, yoga, nefes çalışmaları, meditasyon gibi kadim yöntemler, sosyal amaçlı organizasyonlarda yer almak ve müzik, resim gibi hobilere zaman ayırmak çok önemlidir.
Özellikle akupunktur tedavisi ile birlikte yapılan nefes çalışmaları ve meditasyon insanların stresini ciddi anlamda azaltmaktadır.
Günümüzde Otoimmün Hastalıkların Tedavisinde Kullanılan tedaviler nelerdir.
Otoimmün hastalıkların ortaya çıkma sebepleri çok net olmadığı için, yapılacak tedavilerde tamamen palyatif, yani hastalığı tamamen tedavi etmekten çok, seyrini yavaşlatmak veya hastaların şikayetlerini geçici olarak gidermeye yönelik olarak yapılmaktadır.
Bu amaçla en sık, kortikosteroidler, immün sistemi baskılayan ilaçlar, biyolojik tedavi ajanları, immunglobulin ve plazmaferez uygulamaları yapılmaktadır.
Otoimmün Hastalıkların Gerçek Sebebi ( Stres)
Bence bu sebeplerin içinde en olası görüneni strestir. Çünkü, stresin bu hastalıklara ait şikayetleri arttırdığı nerdeyse kesindir. Madem ki stres bu hastalıkların semptomlarını arttırıyor, neden ilk başlatan sebep olmasın.
Ancak hekimler, bu hastaların yaşadıkları stresi nasıl yönetecekleri konusunda çok fazla bir şey yapmamakta, sadece hastalara stresten uzak durmasını tavsiye etmekte fakat bunun nasıl yapacağı konusunda çok fazla yardımcı olmamaktadır.
Bazen de insanların stresini azaltmak için, depresyon veya kaygı bozukluğunda kullanılan ilaçlar önermektedir. Bu ilaçlarda başlangıçta yardımcı olsa da ilerleyen dönemlerde etkisi azalmakta ve insanlar otoimmün hastalığın tüm semptomlarını aynı şiddette yaşamaya devam etmektedir.
Stresin Vücuttaki Etkileri Nelerdir ?
Normalde, tehdit karşısında kısaca “savaş ya da kaç” şeklinde tanımlanan stres tepkisinde salgılanan adrenalin, kortizol ve diğer stres maddeleri, stres kronikleştiğinde veya bedenin tolere edebileceği sınırları aştığında artık bedenimize zarar vermeye başlar.
Bu durumda, aşırı salgılanan kortizol hormonu kemik erimesine, kaslarda incelmeye, şeker hastalığına ve sindirim sisteminde ülserlerin oluşmasına neden olur. Ayrıca erken dönemde bağışıklık sistemi baskılandığından enfeksiyonların görülme sıklığında artışa ve yara iyileşmesinde uzamaya neden olur.
Uzun vadede ise kortizol hormonunun tükenmesine bağlı olarak, bağışıklık sistemininin kendi organlarına saldırdığı otoimmün hastalıklar ortaya çıkar Bunun yanında böbreküstü bezlerinden salgılanan adrenalin ve noradrenalin gibi kimyasal mediatörler, kalpte ritm bozukluğuna, yüksek tansiyona, ve ilerleyen dönemlerde koroner damarlardaki tahribat nedeniyle kalp hastalıklarına neden olur.
Görüldüğü gibi başta otoimmün hastalıklar olmak üzere birçok kronik hastalığın kaynağı, kronik stres karşısında vücutta oluşan nöral, hormonal ve immünolojik değişikliklerdir.
Duygularla Stresin Bağlantısı Nedir ?
Hayatımız boyunca karşılaştığımız olumsuz olaylarda hissedip ifade edemediğimiz, bir şekilde bastırdığımız öfke, korku, üzüntü, çaresizlik, kaygı, utanç gibi duygular da önemli bir stres kaynağıdır.
Bu duygular bugüne ait olabildiği gibi, geçmişte yaşadığımız travmatik olaylara da ait olabilir. Travma sonrası stres bozukluğu buna çok iyi bir örnektir.
Geçmişte Yaşanılan Travmatik Olaylar Nasıl stres Yaratır ?
Hepimizin doğduğu andan itibaren yaşadığı bütün olumlu ya da olumsuz olaylar zihnimizin bilinçaltı kısmına kaydedilmektedir. Normalde ,zihnimizin % 90 ‘lık kısmını oluşturan bilinçaltımız, hayatımız boyunca karşılaşacağımız tehlikelere karşı bizi korumaya yönelik olarak çalışır.
Ancak bazen geçmişte yaşanan olumsuz olaylara dair yapılan kayıtlar, farkında olmadan düşüncelerimizi, davranışlarımızı, duygularımızı, alışkanlıklarımızı ve ilişkilerimizi yönetmeye başlar. Günlük hayatımızda karşılaştığımız bütün olaylardaki tepkilerimizi bilinçaltımızda kodladığımız bu inançlara göre vermeye başlarız.
Özellikle çocukluk çağında ve daha sonraki yaşlarımızda yaşadığımız duygusal travmalarda hissettiklerimiz, bilinçaltımızın değişmez bir inancı olur.
Bilinçaltımızda kodladığımız inançlarımız ile bilinçli aklımızın verdiği kararlar çelişirse zihnimizde farkında olmadan bir çatışma yaşanmaya başlar. Bu da bedendeki stres mekanizmalarının devreye girmesine neden olur. Travmanın yaşandığı döneme ait duygular çözümlenmediği sürece, bedenin kendini korumak için salgıladığı stres hormonları döngüsü devam eder.
