Düşük Yapmak (Abortus)

Düşük bütün gebeliklerin yaklaşık %25’inde görülür. Tekrarlayan düşüklerin en az %15’i ilk trimestirde gerçekleşir (12. hafta). IVF (tüp bebek) gebeliklerinin %21‘i spontan olarak düşükle sonuçlanır. Son yıllarda kadınlarda gebe kalma yaşının ilerlemesi veya tedavi ile gebelik sayısındaki artışla paralel olarak düşük sık olarak görülmeye başlanmıştır. 40 yaş civarındaki IVF gebeliklerinin hemen hemen %50’si düşükle sonuçlanır.  

Düşük Sebepleri

Batı Tıbbı Açısından Düşük Sebepleri

  1. İmmünolojik sebepler:Son yıllarda yapılan çalışmalar tekrarlayan düşüklerin sebebinin daha çok immünolojik olduğunu ileri sürmektedir. Aşağı yukarı düşüklerin % 80’inin sebebi immünolojik reaksiyonlardır. Amerika’da yapılan bir araştırmada gebelik kayıplarına neden olan immünolojik problemlerin dört farklı kategorisi olduğu bildirilmiştir.

  2. Otoimmün bozukluklar: Gebeliğe engel olan antikorların olması nedeniyle embryo veya fetus kadının vücudu tarafından reddedilmekte ve gebelik düşükle sonuçlanmaktadır. Bunlara yapılacak tek tedavi lenfosit immün tedavisidir.

  3. Fosfolipidlere karşı antikor gelişmesi: Antifosfolipid antikorlar, plasentada tromboza neden olur. Böylece embryo veya fetusun beslenmesi bozulur ve düşükle sonuçlanır. Bu antifosfolipid sendrom veya kan pıhtılaşma bozuklukları olarak da adlandırılır. Gebelik sırasında düşük doz aspirin kullanılmasının bunu önlediği gösterilmiştir.

  4. Anti sperm antikorlar ve antinüklear antikorların gelişmesi:Özellikle antinüklear antikorlar direk olarak embriyoyu veya fetusu etkileyebilir ve düşüğe neden olur. Bunların önlenmesinde gebeliğin en az 13. haftasına kadar deksametazon veya prednizolon gibi steroidlerin kullanılması önerilmektedir.

  5.  Hipotiroidism-Hipertiroidism: Düşük hikayesi olan kadınların aşağı yukarı % 23-25’inde anti tiroid antikorlar vardır. Bu bazı tiroid bozukluklarının göstergesi olabilir. 

Diğer Sebepler:

  1. Kromozom anomalileri.

  2. Prematüre ovaryan yetmezlik (POF).

  3. Luteal faz defektleri : Yetersiz progesteron üretimi.

  4. Uterin Sebepler:

  • Uterin anomaliler (septum vs.).

  • Uterin yapışıklılar veya servikal lezyonlar.

  • Endometriosis.

  • Servikal yetmezlik.

   5. Maternal enfeksiyonlar: Rubella, toksoplazma, apandisit, pnömoni, veya üriner sistem enfeksiyonları.

düşük yapmak
Düşük

Çin Tıbbı Açısından Düşük Sebepleri

Geleneksel Çin tıbbı, tekrarlayan düşüklere farklı bir bakış açısı ile yaklaşır.  Diğer pek çok hastalıkta olduğu gibi düşüklerin sebebi vücudumuzda olması gereken dengenin herhangi bir sebeple bozulmasıdır. bu sebepler external (dıştan gelen) veya internal (içten gelen) sebepler olabilir. Burada asıl önemli olan düşüğe neden olan dengesizliğin vücudumuzda olduğu varsayılan meridyenlerin hangisi ile ilgili olduğudur. Bunu tespit etmek için geleneksel Çin tıbbı bilimsel tıbbın uyguladığı yöntemlerden farklı yöntemler kullanır.

GÇT’na Göre Tekrarlayan düşüklerin sebepleri 6 ana başlık altında incelenebilir:

1.Böbrek Yang ve Dalak Qi Eksikliği: GÇT’na göre vücudumuzda üremeden, büyüme ve gelişmeden sorumlu olan organ ve meridyen böbreklerdir. Bu bilimsel tıbbın tanımladığı böbrekten farklıdır. Buna daha sonra aldığımız gıdalardan elde edilen enerji ilave edilir. İkisi beraber insanın bütün hayatı boyunca ihtiyacı olan yaşam enerjisini temin eder. Böbrekler ilk doğumda sahip olduğumuz özü depolar. Dalak ise daha sonra gıdalardan kazandığımız enerjinin dönüştürülmesi ve taşınmasından sorumludur. 

Bu hastalarda, esas şikayetin yanı sıra, bel ağrısı, karnın alt bölgesinde batma hissi, gebeliğin erken dönemlerinde vajinal kanama, sık idrara çıkma, soğuk hissetme şikayetleri olur. Muayenede dil soluktur ve nabız zayıf olrak hissedilir. 

2. Uterusta Kan Stazı ile Birlikte Böbrek Qi Eksikliği: Doğumsal olarak böbrek qi eksikliği olan kadınlarda veya uzun süre doğum kontrol hapı kullananlarda böbrek Qi sinin bozulmasına bağlı olarak düşükler görülebilir. Bu nedenle uterusun etrafındaki kan damarlarında oluşan staz  fetusun yeterince kan almasını engeller ve en sonunda düşüğe neden olur. Batı tıbbında oto immün sistem bozukluğu olarak tanımlanan ve aspirin kullanması gereken pıhtılaşma bozukluğu olan kadınlar bu grupta yer alır. Gebeliğin herhangi bir döneminde görülebilir.

Sırt ağrısı ve belde tutulma; yorgunluk, vajinal kanama veya koyu kahverengi lekelenme şeklinde kanama, fetüsün gelişmesinde ve büyümesinde yavaşlama olur.

3. Qi ve Kan Eksikliği: GÇT’na göre gıdalarla aldığımız besinlerin vücudumuz için kullanılabilir hale getirilmesinden sorumlu iki organ mide ve dalaktır. Dalak yediğimiz gıdaları ve enerjetikleri dönüştürür ve taşır. Dalak ve mide eksikliği yetersiz kan üretimine ve Qi ‘nin batmasına, sonuç olarak fetusun beslenme yetersizliğine ve fetusun tutulamamasına ve düşüğe neden olur. Batı tıbbında luteal faz yetmezliği ve servikal yetersizliği olan kadınlar bu grupta değerlendirilir. Bu tip düşüklerde gebeliğin erken dönemlerinde görülür. Tedavide mide ve dalağın güçlendirilmesine yönelik akupunktur tedavisi yapılır.

Hastada yorgun ve zayıf, nefes darlığı, karnın alt bölgesine batma tarzı ağrı, midede şişkinlik, pembe renkli açık renkli kanama, soluk cilt ve dil görülür.

4. Sıcak Kan ile Birlikte Yin Eksikliği: Yapısal olarak yin eksikliği ile doğan kadınlar veya stres üzüntü, anksiyete, korku öfke veya tasa gibi emosyonel faktörler karaciğer qi stagnasyonuna (durgunlaşmasına) neden olabilir. Bu da karaciğer ateşine ve kan ısısına dönüşür; veya gebelik sırasındaki enfeksiyonlar gibi ısı sendromlarından  oluşan ısı oluşur. Bu ısı uterustaki fetüsü etkiler ve düşüğe neden olur. anti sperm antikoru üreten, doğal katil hücreleri ve hipertioidisi olan kadınlarda olur. Parlak kırmızı renkli adet kanı ile birlikte gebeliğin erken dönemlerinde vajinal kanama, hareketli fetüs, abdominal karın ağrısı, kabızlık, iritasyon ve huzursuzluk; anksiyete, uyku bozuklukları; avuç içlerinde sıcaklık hissi, ateş; gece terlemeleri görülür.

5.Uterusta Nemli Isı Stagnasyonu (durgunlaşması): Gebelik sırasındaki ciddi üriner sistem enfeksiyonları, endometriosis veya myomlar vücutta nem ve ısı oluşturabilir ve bu da uterusta durgunlaşmaya ve fetusun gelişmesinde bozulmaya neden olabilir. Bu durum tedavi edilemezse düşüğe neden olabilir. Genellikle gebeliğin ikinci ve üçüncü trimestrinde düşük olur.

6. Travmatik Hasarlar: Herhangi bir düşme, kaza, çarpma veya fiziksel çalışma sonucunda fetusun gelişimi ve büyümesi etkilenir ve düşük tehdidi oluşur. 

Resim kaynağı: https://www.medicalnewstoday.com/articles/322306.php