Depresyon
Depresyon, kişinin daha önce severek, isteyerek, hoşlanarak yaptığı işlerden ve alışkanlıklardan bir süre sonra zevk alamaması ve yapmak istememesi, ayrıca ruhen ve bedenen yaşadığı yorgunluk ve bitkinlik haline denir. Toplumda 7’den 70’e her yaş grubunu ilgilendirmekle birlikte, özellikle 20-50 yaş grubu kadınlarda daha sık görülmektedir.
Bu bozukluğun günlük yaşantıyı bozan fiziksel ve psikolojik belirtileri vardır. Depresyon kişileri fiziksel ve mental olarak zayıflatır. Bazen hayat onlar için çekilmez hale gelir. Ancak hemen herkes ara sıra düşük duygulanım içerisine girebilir. Genellikle bu durum birkaç gün sürer ve geçer. Eğer şahıs klinik olarak depresyonda ise bu durum kronik ve sık tekrarlayan bir hale gelerek kişilerin günlük hayatını çekilmez hale getirir.
Depresyon Belirtileri
Ruhsal Belirtileri
Daha önce yaptığı işlerden ve aktivitelerden aldığı aynı zevki ve hazzı şimdilerde alamaz. Duygu değişiklikleri görülür, çabuk sinirlenir, olaylara karşı toleransı azalır.
Sürekli kendini üzgün hisseder, çökkünlük ve bitkinlik içindedir. Uykusu düzensizdir, çok uyuma, uyku arasında sık sık uyanma, uykusuzluk çekme ya da az uyuma gibi problemleri vardır.
Yapabileceği bir işe motive olamaz, dikkati çabuk dağılır, huzursuzluk vardır. Kendini işe yaramaz, değeri olmayan biri olarak görür, ölmeyi düşünür.
Vücudun işlevleri azalır, cinsel isteksizlik oluşur, yorgunluk hisleri artar. Geçmişi ve geleceği düşündüğünde hep karamsardırlar, her kötü olayda kendini sorumlu tutarlar.İntihar etmeyi düşünürler ve hatta planlarlar.
Üzüntü, ilgi veya zevk kaybı, çaresizlik, anksiyete, düşünme kabiliyetinde azalma veya yoğunlaşamama,, kararsızlık, uygun olmayan suçluluk hissi vardır.
Fiziksel Belirtileri
Daima yemek isterler, damak tatları kısa süreli olsa da mutlu eder, bu sebepten sık sık, fazla miktarda yerler. Çoğunlukla yemekle mutlu olurlar, mutluluğu yemekte ararlar. Bu nedenle çoğunlukla şişmandırlar. Sindirim sistemi şikayetleri vardır.
Erkeklerde empotans (sertleşme güçlüğü) olabilir. Cinsel isteksizlik depresyonu derinleştirir.
Hep yorgunluk vardır, yerlerinden kalkmak, hareket etmek istemezler.
Kas ağrıları vardır, her zaman bir yerlerinin ağrıdığını söylerler.
Kalp ağrıları olduğunu söylerler.
Sebepsiz, belirli belirsiz acı ve ağrılar, başağrısı, uyku düzensizliği, yorgunluk, bel ağrısı, ağırlık artışı veya kaybı ile sonuçlanan iştah değişikliği vardır.
Bir çalışmada polikliniklere müracaat eden depresyonlu hastaların en sık söyledikleri şikayetlerinin, sebebi açıklanamayan fiziksel belirtilerin oluşturduğu bildirilmiştir. New England Journal of Medicine de yayınlanan bir çalışmada depresyon tanısı almış olan hastaların ana şikayetlerinin %69’unda açıklanamayan fiziksel belirtiler olduğu bildirilmiştir.
Depresyonu Tetikleyen Etkenler
Hayatın bazı dönemlerinde kişiyi etkileyen olumsuz olaylar, çok sevdiği bir yakınının vefat etmesi, eşinden ayrılmak, uzun süre sılada kalmak, evlilikte yaşanan sorunlar, iyi bir çocukluk geçirememe, işsizlik, maddi sıkıntı gibi bir çok neden olabilir. Fakat yine de bunlar depresyon hastalığı için yeterli neden olmayabilir.
Obez hastaların tedavilerinden sonra, yani kilo verip fiziksel yapı normale döndüğünde ve kişinin sağlığı düzeldikçe hızlı bir biçimde depresyondan çıkmaktadır. Bu nedenle depresyondan, kişinin yeme içme alışkanlıkları sorumlu olabilir. Özellikle karbonhidratla veya hazır gıdalarla beslenenlerde, depresyon daha sık görülmektedir.
Genetik özellik de depresyon için bir nedendir. Bazı hastalıklar da depresyon riskini arttırmaktadır. Özellikle beyin ve kalp hastalıkları olan kişilerde, kalp krizi sonrası, beyin ve kalp damar tıkanıklığı, beyin kanaması, böbrek yetmezliği olanlarda, tiroid bezi rahatsızlıklarında daha fazla depresyon şikayetleri görülmektedir.
Ayrıca bazı kişilik özellikleri depresyona daha yatkındır. Mükemmeliyetçi, aşırı duygusal, sıkıntılarını içine atan kişiler bu gruptadır. Bu kişiler çok gururludur. Başkalarını kırmak istemezler.
Depresyonun Biyolojisi
Ruhsal yapımızı düzenleyen, mutlu olmamızı sağlayan (seratonin, dopamin ve noradrenalin) hormonların vücudumuzda yeteri kadar olması gereklidir. Bu hormonlardan seratoninin ana maddesi triptafon, dopamin ve noradrenalinin ana maddesi tirozin aminoasit dir. Herhangi bir sebeple bu amino asitlerin yetersizliği, yukarıda sayılan hormonların yapımını bozar ve sonuçta depresyon görülür.
Ayrıca yine bu hormonların sentezinde gerekli olan bazı vitaminlerden (C vitamini, B6 vitamini, B12 vitamini, D vitamini, niasin), bazı minerallerden (magnezyum, çinko, demir) ve omega 3 yağ asitlerinden fakir gıdalarla beslenenlerde depresyon görülebilir.
Depresyon Teşhisi
Günümüzde birçok insan farkında olmadan depresyonda olabilir. Yukarıda sıralanan fiziksel veya ruhsal şikayetlerden bir veya birkaçı zaman zaman hepimizde ortaya çıkabilir. Bu şikayetlerle doktor doktor gezip kesin bir teşhis konulamayan birçok hasta en sonunda adı konulmamış bir depresyonun içinde olabilir. Yapılan araştırmalar gelecekte toplumları etkileyen en önemli hastalıkların başında psikolojik bozuklukların olacağını göstermektedir. Bu nedenle bireylerin ruhsal durumlarını ortaya koyan birçok test geliştirilmiştir.
Depresyon Tedavisi
Antidepresan ilaçlar, kabaca beyindeki sinir hücrelerinin arasındaki iletişimi sağlayan, elektrik sinyalini bir hücreden öbürüne geçiren nörotransmitter adını veridiğimiz kimyasal maddelerin (serotonin, dopamin ve norepinefrin) miktarını etkileyerek iş görürler.
Bu ilaçların yan etkileri nedeniyle (İsteksizlik, duyguların etkin olarak yaşanamaması, kaygı, huzursuzluk, halsizlik, iştahsızlık, kilo kayıpları, baş ağrısı, mide bulantısı) tedaviye başlayan hastaların yaklaşık yarısı tedaviyi yarım bırakmaktadır. İlacın erken bırakılmasına bağlı olarak da bazı semptomlar ortaya çıkar. Çünkü depresyon tedavisi sırasında ilacın oluşturduğu etkinin ortadan kalkmasına beynin alışması için ilacın kademeli olarak bırakılması gerekir. Aksi takdirde sinirlilik, gerginlik, his bozuklukları, duygu bozuklukları, terleme, baş dönmesi, çarpıntı, mide bulantısı, kusma gibi semptomlar görülebilir. İlacın erken bırakılması depresyonun kronikleşmesine neden olabilir. Bütün bu sebeplerden dolayı son yıllarda birçok hasta alternatif tedavi yöntemlerine yönelmektedir.
Akupunktur ve Depresyon Tedavisi
Akupunktur bu alternatif tedavi yöntemlerinin başında gelmektedir. Amerikada son yıllarda depresyon tedavisinde akupunkturun popülaritesi artmakta, özellikle kadınlardaki affektif bozuklukların tedavisinde akupunktur giderek daha fazla kullanılmaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) klinik çalışmalarla, kanıta dayalı olarak depresyon tedavisinde akupunkturun etkin bir tedavi metodu olduğunu bildirmiştir”. WHO akupunkturla tedavi edilebilen hastalıkları kontrollü klinik çalışmalara göre dört gruba ayırmıştır. Birinci kategoride kontrollü klinik çalışmalara dayanarak etkinliği ispatlanmış hastalıkları almıştır. İşte akupunkturla depresyon tedavisi bu ilk grubun içersine girmektedir
Yapılan çalışmalarda, akupunktur noktalarının uyarılmasının beyin de nörotransmitterlerin ve nörohormonların salınımlarını iyi yönde değiştirdiği, serotonin ve endorfin üretiminde artışa neden olduğu, beyin duygulanım kimyası üzerine etkin olduğu, böylece depresyon üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Akupunktur’un depresyon üzerine olan olumlu etkilerinin bir kısmının da dopamin, noradrenalin, kortizol ve nöropeptid-Y seviyelerini etkilemesiyle olabileceği belirlenmiştir.
Yapılan çalışmalarda akupunkturun anti-depressan ilaçların etkilerini arttırdıkları, yan etkilerini azalttıkları, ayrıca depresyona eşlik eden fiziksel kronik ağrıları da giderdiği bildirilmişir. Aynı nörotransmitterler (serotonin ve norepinephrine), aynı nöral yollar ve aynı beyin bölgeleri (limbik bölge) duygulanım durumunu (depresyon) ve ağrıyı düzenlemede yer alırlar.
Uzak doğuda binlerce yıldır, son elli yıldır da batıda birçok hastalığın tedavisinde başarı ile kullanılan akupunktur ile depresyon tedavisinde de çok iyi sonuçlar alınmaktadır.
Bu sebeple kliniğimize baş vuran hastalardan detaylı bir anamnez (hikaye) ve fizik muayene yapılmaktadır. Geleneksel Çin tıbbı hastalıkların tedavisinde, hastanın vücuduna bütünsel bir bakış açısı ile yaklaşmaktadır. Bu nedenle hastanın bütün vücuduna ait semptom ve bulguların değerlendirilmesi önemlidir. Ayrıca nabız ve dil muayenesi Çin Tıbbında teşhis için kullanılan iki önemli yöntemdir. Nabızda ve dildeki değişiklikler bizlere hasta hakkında çok önemli ip uçları verebilir.
Akupunktur tedavisinin en önemli uygulama alanlarında birisi olan olan kulak akupunkturu için hastalar özel bir cihazla (Agiscope DT) değerlendirilmekte ve elde edilen veriler ışığında vücut akupunkturu ile birlikte kulak akupunkturu da tedavide kullanılmaktadır.
Uygulanacak akupunktur tedavisi tamamen hastanın kliniğine göre haftada bir veya iki defa olmak üzere yaklaşık 6-8 hafta süre ile yapılmaktadır. Bu sürenin sonunda hastalar tekrar değerlendirilmekte ve klinik düzelmeye göre yeni tedavi yapılp yapılmayacağına karar verilmektedir. Uzun senelerdir depresyon tedavisi gören hastaların akupunktur ile tam olarak iyileşmesi, diğerlerine göre biraz daha zaman alabilir. Bu nedenle hastaların tedaviye aksatmadan gelmeleri çok önemlidir.
