Baş Ağrısı (Migren)
Herhangi bir organik sebebe (tümör, anevrizma vs.) bağlı olmayan kronik baş ağrısı (migren), direkt olarak ölümcül sonuçları olmamasına rağmen, özellikle ataklar sırasında etkilediği insanlarda çok ciddi iş ve zaman kayıplarına neden olması açısından, üzerinde önemle durulması gereken, belki de yaşadığımız çağın en başta gelen sağlık problemlerinden birisidir.
Bu nedenle bütün dünyada milyonlarca insan, sebebi belirlenemeyen kronik baş ağrısı ve migren şikayeti nedeni ile hekime başvurmakta ve uzun seneler boyunca birçok ilaç kullanmasına rağmen, ağrılarına tam olarak bir çare bulamamaktadır.
Baş ağrısı ve migren denilince akla ilk gelen migren tipi ağrıdır ve toplumda hiç de azımsanmayacak kadar fazladır. Çoğumuz zaman zaman bu tip ağrı çekmişizdir. Migren tipi ağrı, başın tamamını kaplayabileceği gibi, bazen de başın yarısını tutabilir. Bu tip halk arasında yarım baş ağrısı olarak tanımlanır. Migren ağrısı ataklar halinde gelir. Ataklar arasındaki süre kimi insanda kısa, kiminde uzundur. Hasta ağrının geleceğini hisseder, kendine ona göre rahat bir yer arar. Migren tipi ağrının süresi kısa olabileceği gibi, 2-3 günde sürebilir.
Baş Ağrısı ( Migren ) Tedavisi
Baş ağrısı ve migren sebepleri üzerine çeşitli teoriler olmasına rağmen, hala tam olarak açıklanamamıştır. Dolayısıyla bu amaçla kullanılan ilaçlarda, hastalığın nedenini ortadan kaldırmaktan çok, oluştuktan sonra azaltmaya yöneliktir. Bu ilaçlar belki ataklar sırasında hastalarda geçici bir rahatlama sağlamakta, ancak tekrar ortaya çıkmasını önlememektedir. Bu nedenle ağrı çeken insanlar, şikayetleri için alternatif tedavi yöntemleri aramak zorunda kalırlar.
Ağrı tedavisinde akupunktur, nöral terapi ve ultrasonografi ile sinir bloğu kullanılabilir.
Baş Ağrısı ve Akupunktur
Akupunktur kronik baş ağrısı tedavisinde en sık başvurulan yöntemdir. Uzun yıllar baş ağrısı çekmesine rağmen sorununa çare bulamamış birçok hasta Akupunktur tedavisinden fayda görmüştür. Bu tedavinin planlanmasında, etkilenen meridyene göre baş ağrısının yeri, birlikte görülen diğer semptomlar ve muayenede elde edilen bulguların neler olduğu da önemlidir. Bu bulgulara göre, baş ağrısının yanda detaylı bir şekilde anlatılan modellerden hangisine uyduğu belirlenir. Tedavi buna göre şekillenir.
Bu noktalara, özel akupunktur iğneleri yerleştirilir. Bu iğneler saç teli kalınlığında, tek kullanımlık ve steril iğnelerdir. Bunlar ilgili noktaya yerleştirildikten sonra, belli bir süre yerinde bırakılır. Oluşacak etkinin belirginleşmesi için, belli aralıkarla ileri geri hareket ettirilir. Gerekirse iğnelerin ucuna elektroakupunktur cihazının elektrodları bağlanabilir. İğneler yerleştirildikten çok kısa bir süre sonra ağrı hafifler ve hastalar rahatlar.
Tedavi, akut atak sırasında ve ağrısız dönemlerde olmak üzere iki farklı şekilde yapılır. Tedavinin sıklığı, ağrının şiddetine ve görülme sıklığına göre, gün aşırı, haftada iki veya haftada bir olabilir. İstenilen etki elde edildikten sonra, iki haftada bir koruyucu tedavi uygulanabilir.
Böylece kronik baş ağrısı nedeniyle uzun senelerdir ilaç kullanmak zorunda kalan hastalar, bu ilaçlarından kurtulur. Özellikle, ilaç kullanmanın sakıncalı olduğu gebelerdeki baş ağrılarında akupunktur çok etkilidir.
Geleneksel Çin Tıbbına Göre Baş Ağrısı ve Migren
1. Dış Kaynaklı Sebepler
- Soğuk Rüzgar: Baş ağrısı akut olarak başlar ve çok ciddi olabilir. Genellikle kısa sürelidir. Ancak patojenik faktör (soğuk-rüzgar) iç tarafı etkilerse daha uzun sürebilir. Ağrı daha çok oksipital (ense) bölgede sertlikle beraber görülür. Soğuk, kasların kasılmasına neden olduğu için tipik olarak ağrı ile birlikte ensede sertlik veya tüm vücudu kaplayan yaygın ağrılar görülür. Ağrının yanında, soğuğa karşı hassasiyet, titreme, ateş, omuzlarda sertlik ve ağrı, susuzluk hissinin olmaması, biraz nefes darlığı, öksürük, hapşırma, burun tıkanıklığı, burundan beyaz renkli akıntı, açık renkli idrar vardır.
- Sıcak Rüzgar: Bu ağrı başın içinde hissedilir ve yayılan karakterdedir. Çok ciddi olabilir. Hastalar başı çatlıyacakmış gibi hisseder. Bu ağrı soğuk rüzgara bağlı ağrı gibidir. Akut başlar ve sadece patojenik faktör dışta iken devam eder. Ağrı yanında soğuğa karşı hassasiyet, titreme, ateş, hafif susama, burundan sarı renkli akıntı, boğaz ağrısı, tonsiller şişmiş olabilir. Kırmızı gözler, hafif koyu renkli idrar ve kabızlık vardır.
- Nemli Rüzgar: Bu sıcak rüzgarın bir tipidir, ancak nemle beraber görülür. Bu da tipik olarak sersemlik hissine, başta ağırlık hissedilmesine, konsantrasyon bozukluğuna ve gözlerde ağırlık hissedilmesine neden olur. Hasta başının bir bezle sıkılıyormuş gibi olduğunu söyler. Bu hisler nemli sıcakla artar. Ağrı ile birlikte soğuğa karşı hassasiyet, titreme, ateş, göğüste ve karında baskı hissi, tüm vücutta ağırlık hissi vardır. Burundan beyaz renkli akıntı gelir.
2. İç Kaynaklı Sebepler
Hiperaktif Karaciğer Yang’ı: Bu muhtemelen bütün içsel kaynaklı baş ağrılarının en yaygın sebebidir. Karaciğer yang yükselmesine bağlı baş ağrısı, şiddetli, zonklayıcı ve genişleyen karakterdedir. Bazı hastalar, ağrıyı titreşim, çarpma ve patlayıcı tarzda tanımlar. Bu ağrı genellikle, başın bir tarafını veya her iki tarafını veya temporal (şakak) bölgeyi veya kaş bölgesini etkiler. Sık sık bir veya her iki gözün arkasında hissedilir. Bazen alında, kaşın üzerinde küçük bir alanda görülür. Karaciğer yang yükselmesine bağlı ağrı, sık sık bulantı veya kusma ile birlikte görülür. Görme bozuklukları olabilir. Bu olay hafta içinde çok yoğun ve oldukça stresli çalışan kişilerde, hafta sonu bir anda çalışma bırakıldığındaki hareketsizlik, karaciğer yangının yukarı daha fazla çıkmasına ve baş ağrısına neden olur.
Bu tip baş ağrılarında ayrıca, baş dönmesi, kulak çınlaması, huzursuzluk, sağırlık, boğaz kuruluğu, uykusuzluk olabilir.
Bu tip baş ağrılarının en sık sebebi emosyoneldir (ruhsal). Uzun süren kızgınlık, hayal kırıklığı ve kırgınlık karaciğer yangının yukarı doğru aşırı çıkmasına neden olur.
- Böbrek Eksikliği: Baş ağrısı başın iç kısmında hissedilir herhangi bir spesifik bölgede görülmez ve baş dönmesi, beynin boş olarak hissedilmesi ile birlikte olabilir. Böbrek eksikliği mesane kanalını etkilediği zaman baş ağrısı oksipital (ense) bölgede ortaya çıkabilir. Böbrek yang eksikliğine bağlı baş ağrısı, böbrek Qi eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan ağrıya benzerdir ve biraz daha az hissedilir. Böbrek yin eksikliğine bağlı olan ağrı daha ciddidir ve başın derinliklerinde hissedilir. Her iki vakada baş ağrısı cinsel aktivite sonrasında ortaya çıkabilir.
Qi Eksikliği: Bu tip baş ağrısı başa çıkan Qi eksikliğine bağlıdır. Mide, dalak, akciğer ve kalp Qi sinde eksikliğe bağlı olabilir. Ağrı tüm başı kaplayabileceği gibi, yalnız alında da olabilir, özellikle mide Qi eksikliğine bağlı olanda görülür. Ağrı nöbetler halinde gelir ve aşırı çalışma ile artarken istirahatle azalır. Kişi yattığında azalırken, sabahları daha kötüleşir.
Hastalarda, iştah bozukluğu, yorgunluk, yumuşak gaita, hafif nefes darlığıdır. Kalp Qi eksikliği vakalarında egzersizde nefes darlığı ve hafif çarpıntı olabilir.
- Kan Eksikliği: Kan eksikliğine bağlı baş ağrısı Qi eksikliğine bağlı olana göre daha ciddidir. Tipik olarak başın tepe noktasını etkiler ve kalp veya karaciğer kan eksikliği ile ilişkilidir. Sıklıkla öğleden sonra veya akşam kötüleşir ve konsantrasyon eksikliği ve kötü hafıza problemler ile birliktedir. Kadınlarda adet döneminin sonunda sık görülür, geçici kan kayıpları kan eksikliğini agreve ettiği için ağrı ortaya çıkar. Baş ağrısı yatar pozisyonda hafifler.
- Yoğun Balgam: Baş ağrısı neme bağlı baş ağrısı ile benzerdir. Ancak bunda beraberinde başta ağırlık ve sersemlik hissi vardır. Balgam duyu organlarını neme göre daha fazla etkilediği için, görme de bulanıklık ve baş dönmesi vardır. Ayrıca göğüste balgam, göğüste ağırlık ve dolgunluk hissi, vardır.
Nem: Ağrı tüm başı kaplayabileceği gibi, bazen alın bölgesinde de görülebilir. Ağrı başın bir bezle sıkılıyormuş veya yün bere giyilmiş gibi hissedilmesine neden olur. Ayrıca başta ağırlık hissi ve düşünme güçlüğü olur. Bu semptomlar sabahları kötüleşir. Bazı vakalarda safra kesesi kanalını da etkileyeceği için başın yan taraflarında ve şakaklarda görülür.
Bu hastalarda, tedaviye dirençli burun akıntısı, sinüzitis, bulantı, iştah bozukluğu, göğüste ve epigastriumda dolgunluk hissi olur.
- Kan Stazı: Bu tip baş ağrısı yalnızca kronik baş ağrılarında görülür. Kan stazı karaciğer Qi sinin uzun süre tıkanmasından kaynaklanır. Aynı zamanda başa olan travma sonrasındaki lokal kan stazından (tıkanması) da kaynaklanabilir. Bu eski bir düşme veya trafik kazasına bağlı olabilir. Sıklıkla kişi bu olayı hatırlamaz. Düşme olmaksızın baş ağrısı hep aynı noktada tekrarlıyorsa eski bir travma düşünülmelidir.Kan stazına bağlı baş ağrısı çok şiddetli ve ciddidir. Zonklayıcı ve sıkıcı karakterdedir ve hastalar başın içine çivi çakılıyormuş şeklinde tanımlar. Yeri tam olarak sabitlenir. Kan kuruluğu veya eksikliği ile birlikte olan kan stazı yaşlı kadın ve erkeklerde daha sık görülür. Bu hastalarda ayrıca koyu renkli cilt rengi, hipokondrial veya abdominal ağrı, kadınlarda, koyu renkli pıhtılı ağrılı adet görme olabilir.
- Midede Isı: Bu tip ağrı alın bölgesinde görülür, akut veya kronik olabilir. Kronik vakalarda bu tip baş ağrısı, mide ısısının uzun sürmesine bağlıdır. Bu durum genellikle, etin, baharatlı gıdaların, dondurulmuş gıdaların ve alkolün fazla miktarda tüketilmesine bağlı olarak ortaya çıkar. Bu tip baş ağrısı şiddetli, ve tüm başı kaplayacak şekilde hissedilir. Bu sıcak gıdaların fazla miktarda tüketilmesi veya basit olarak fazla miktarda yemek sonrasında görülür. Hastalarda ayrıca, soğuk su içme isteği olan susuzluk hissi, kabızlık ve mide bölgesinde ağrı vardır.
