Obsesif Kompulsif Bozukluk

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), bir anksiyete (endişe) bozukluğudur. Genel olarak toplumun yaklaşık %1-2’sini etkileyen, obsesyon adı verilen kişinin zihnine girmesine engel olamadığı, zihninden uzaklaştıramadığı takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler ile kompulsiyon adı verilen yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan bir ruhsal hastalıktır.

Bu takıntılı düşünceler, kişi tarafından mantık dışı olarak kabul edilmesine rağmen yoğun sıkıntı ve huzursuzluğa, yani anksiyeteye neden olur. Bu kişiler yaşadıkları obsesif (takıntılı) düşüncelerin neden olduğu anksiyeteyi azaltmak için kompulsiyon adı verilen tekrarlayan davranış ve zihinsel eylemlerde bulunurlar.

Tipik obsesif kompulsif bozukluk durumlarında, kişi herhangi bir şeye her temastan sonra defalarca elini yıkar, eve geldiğinde tüm elbiselerini dezenfekte etmeye çalışır, sokağa çıkarken defalarca kapıyı kilitleyip kilitlemediğini kontrol eder. En sık görülen kompulsiyonlar yıkama ve temizlenme, sayma, kontrol etme, sıraya koyma gibi kompulsiyonlardır.

Obsesyon ve kompulsiyon kişinin dikkatini bir yere yoğunlaştırmasına engel olur ve bu durum da kişinin zihinsel etkinliklerinde yetersizlik yaşamasına ve işlerini yapamamasına neden olabilir. Obsesif kompulsif bozukluk durumlarında uyku düzensizliği, hastalık hastalığı, suçluluk duygusu, alkol ve madde kullanımı gibi çeşitli belirtiler de görülebilir.

Obsesif kompulsif bozukluk genellikle ergenlik döneminde ve 20-30’lu yaşlarda başlamasına karşın, okul öncesi çağdaki çocuklar dahil herhangi bir yaşta görülebilir. Erkeklerde daha erken yaşlarda başlamasına karşın genel olarak kadınlarda daha sık görülmektedir.

Normalde her insanın günlük hayatta yaşadığı temiz, tertipli ve düzenli olma adına yaptığı veya güvenlik amaçlı kapıları, pencereleri kontrol ettiği durumlar vardır. Elbette bu davranışlar hastalık olarak sayılmamalıdır.

Ancak tıbbi açıdan bu şekildeki düşünce ve davranışların hastalık sayılabilmesi için günlük işlevlerimizi etkileyecek, kısıtlayacak, bozacak kadar şiddetli ve yoğun olmalıdır. Örneğin, bir ev kadınının temiz ve düzenli olması doğal olarak hastalık sayılmaz ama hemen her gün, günün her saatinde temizlik yapıyor, her gün çamaşır yıkıyor ve bu davranışları nedeni ile de çocuklarına onları sağlıklı bir biçimde yetiştirebilmek için yeterli zamanı ayıramıyorsa hastalık olarak değerlendirilebilmelidir.

Bir kişinin otomobilinin camlarının kapalı, kapılarının kilitli olduğundan emin olması güvenlik nedeni ile garip karşılanmayabilir ama evinden tekrar tekrar çıkarak ya da yolda geriye dönerek cam ve kapıları kontrol etmesi dikkat edilmesi gereken bir durumdur.

obsesif kompulsif bozukluk

Obsesif Kompulsif Bozukluk Tedavisi

Obsesif kompulsif bozukluk tedavisinde başlıca iki yöntem kullanılır. Bunlar psikoterapi ve ilaç tedavisidir. Bazen her iki yöntem birlikte kullanılır.

Psikoterapi

Bilişsel davranış terapisi olarak adlandırılan bir tür psikoterapi, özellikle obsesif kompulsif bozukluk tedavisinde yararlıdır. Bir kişiye farklı bir düşünme, davranma ve takıntılı düşüncelere sahip olmadan ya da zorlayıcı davranmadan daha az endişeli veya korkulu davranmasına yardımcı olan durumlara tepki vermeyi öğretir. Maruziyet ve yanıtın önlenmesi olarak adlandırılan bir tedavi türü özellikle obsesif kompulsif bozukluk durumunda kompulsif davranışların azaltılmasında yararlıdır.

İlaç Tedavisi

Obsesif kompulsif bozukluk için en sık reçete edilen ilaçlar, anti-anksiyete ilaçları ve antidepresanlardır. Genellikle ilk aşamada antidepresanlar kullanılır. Bu ilaçlar birçok insan için güvenli ve etkili olmasına rağmen, özellikle çocuklar, gençler ve genç yetişkinler bu ilaçların için riskli olabileceğini bilmek önemlidir. Antidepresan alan herkes özellikle ilaç tedavisine ilk başladıklarında yakından izlenmelidir. İlacın faydalı olması ve semptomlara iyi gelmesi haftalar alabilir. Burada önemli olan nokta doktorla görüşmeden hatta iyileşme hissedilse bile ilaçları bırakmamaktır. Çünkü ilaçları bırakmak obsesif kompulsif bozukluk semptomlarını tekrarlatabilir. Bu ilaçlar içinde ilk sırada seratonin geri emilimini engelleyen clomipramin içeren ilaçlar gelmektedir (1). Antidepresanlar bazen fiziksel bağımlılık da yapabilir.

İkinci grup ilaç olarak anti-anksiyete ilaçları kullanılabilir. Bu ilaçlar daha güçlüdür ve hemen etki etmeye başlar, ancak kısa sürede bağımlılık ve tolerans gelişmesi genellikle uzun süreli kullanılmamalıdır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk ve Akupunktur

Günümüzde obsesif kompulsif bozukluk tedavisinde sık olarak kullanılan bu yöntemlere rağmen hâlâ birçok insan tam olarak tedavi edilememektedir. Özellikle kullanılan ilaçların kısa ve uzun vadede ortaya çıkabilecek yan etkileri birçok insanın alternatif tedavi yöntemleri aramasına neden olmaktadır (2).

Bu yöntemler içinde binlerce yıldır uzak doğuda ve son elli yıldır da batıda birçok hastalığın tedavisinde kullanılan akupunktur en fazla kullanılan yöntemlerden birisidir (3). Son yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde akupunktur anksiyete ve depresyon tedavisinde giderek daha fazla kullanılmaktadır. (4-5). Affektif bozukluklar için akupunktur tedavisi almak isteyen hastaların, özellikle kadınların sayısı artıyor (6-8).

2017 yılında yapılan bir çalışmada, akupunkturun anksiyete tedavisinde orta derecede etkili olduğunu göstermiştir (9). 2016 yılında 400 hasta üzerinde yapılan bir başka çalışmada, akupunkturun anksiyete tedavisinde diğer konvansiyonel tedavilere göre oldukça belirgin etkisi olduğu gösterilmiştir (10). 2018’de yayınlanan bir derleme yazısında, toplam 13 çalışma incelenmiş ve bu çalışmaların hepsinde akupunkturun anksiyete düzeylerini azalttığı görülmüştür. (11)

Akupunkturun Obsesif Kompulsif Bozukluk Durumuna Etkileri

Vücudumuzdaki bütün organların ve sistemlerin düzenli çalışmasından otonom sinir sistemi sorumludur. Bu sistem sempatik sinir sistemi ve parasempatik sinir sisteminden oluşur. Normalde vücudumuzun çeşitli bölgelerinden ve çevreden gelen uyarılar periferik sinir sistemi aracılığı ile merkezi sinir sistemine iletilir. Buraya gelen uyarılar spontan olarak yorumlanır ve otonom sinir sistemi ile vücudun değişik bölümlerine uyarılar gönderir. Bütün bu sistem bizim insiyatifimiz dışında spontan olarak çalışır. Bu işlemler vücuttaki bazı kimyasal maddeler aracılığı ile olur. (endorfinler). Akupunkturun bu endorfinlerin salınımını arttırdığı, dolayısıyla ağrı, kalp hızı, kan basıncı, ve sindirim fonksiyonu gibi fiziksel ve duygusal tepkilerin düzenlenmesinde önemli bir rol oynadığı gösterilmiştir. (12-15)

İnsanların yaşadığı kaygılara vücudumuzun verdiği tepkileri sağlayan endorfinler üzerindeki etkisi ile akupunkturun kaygıları azalttığı düşünülmektedir.

Özellikle diğer tedavi yöntemlerine cevap alınamayan vakalarda ve çok az yan etkisi olması nedeniyle bütün dünyada birçok OKB hastasının tedavisinde gerek diğer yöntemlerle birlikte ve gerekse tek başına akupunktur başarı ile kullanılmaktadır.

Siz de obsesif kompulsif bozukluk hastalığınız için yapılan tedaviden çok fazla fayda görmüyorsanız akupunktur tedavisinden sonuç alabilirsiniz.

  1. Pizarro, M., Fontenelle, L.F., Paravidino, D.C., Yücel, M., Miguel, E.C., de Menezes, G.B., 2014. An updated review of antidepressants with marked serotonergic effects in obsessive-compulsive disorder. Expert Opin. Pharmacother. 15(10), 1391-401.
  2. Schruers, K., Koning, K., Luermans, J., Haack, M.J., Griez, E., 2005. Obsessive- compulsive disorder: a critical review of therapeutic perspectives. Acta Psychiatr. Scand. 111(4), 261-271.
  3. Pilkington, K., 2013. Acupuncture therapy for psychiatric illness. Int. Rev. Neurobiol. 111, 197-216.
  4. Nutrition Business Journal. Integrative Medicine Report 2011. Online document at: www.nutritionbusinessjournal.com Ac- cessed May 16, 2012.
  5. Unutzer J, Klap R, Sturm R, et al. Mental disorders and the use of alternative medicine: Results from a national survey. Am J Psychiatry. 2000;157(11):1851–1857.
  6. Kessler RC, Soukup J, Davis RB, et al. The use of comple- mentary and alternative therapies to treat anxiety and depression in the United States. Am J Psychiatry. 2001;158(2):289–294.
  7. Wang J, Patten SB, Williams JV, et al. Help-seeking behav- iours of individuals with mood disorders. Can J Psychiatry. 2005;50(10):652–659.
  8. Jorm AF, Griffiths KM, Christensen H, Parslow RA, Rogers B. Actions taken to cope with depression at different levels of se- verity: Acommunity survey. Psychol Med. 2004;34(2):293–299.
  9. McDonald J, Janz S. The Acupuncture Evidence Project: A Comparative Literature Review. Australian Acupuncture and Chinese Medicine Association Ltd. 2017.
  10. 10.Goyata SL, Avelino CC, Santos SV, Souza Junior DI, Gurgel MD, Terra FS. Effects from acupuncture in treating anxiety: integrative review. Rev Bras Enferm. 2016 Jun;69(3):602-9
  11. 11.Amorim, D., Amado, J., Brito, I., Fiuza, S. M., Clinical, N. A. T. I., 2018. (n.d.). Acupuncture and electroacupuncture for anxiety disorders: A systematic review of the clinical research. Elsevier. http://doi.org/10.1016/j.ctcp.2018.01.008
  12. 12.Harbach H, Moll B, Boedeker RH, et al. Minimal immunoreactive plasma b-endorphin and decrease of cortisol at standard analgesia or different acupuncture techniques. European Journal of Anaesthesiology. 2007; 24:370-6
  13. 13.Li M, Tjen-A-Looi SC, Longhurst JC. Electroacupuncture enhances preproenkephalin mRNA expression in rostral ventrolateral medulla of rats. Biol Psychiatry. 2010;477:61-5
  14. 14.Yin J, Chen J, Chen JDZ. Ameliorating effects and mechanism of electroacupuncture on gastric dysrhythmia, delayed emptying and impaired accommodation in diabetic rats. The American Journal of Physiology. 2010; 298:G563-G570
  15. 15.Agelink MW, Sanner D, Eich H, Pach J, Bertling R, Lemmer W, Klieser E, Lehmann E. Does acupuncture influence the cardiac autonomic nervous system in patients with minor depression or anxiety disorders? Fortschritte der Neurologie-Psychiatrie. 2003;71:141-9